istanbul temizleniyor.....
dün iyice kızdıran güneş bugün yerine bulutlu yağmurlu bir havaya bıraktı
hemde en sevdiğimden (!) gök gürültülü :)
salı günlerini sevemediğim gibi gök gürültüsü ile de aram hoş değil
birisi bana "senin bir şeyden korktuğuna inanmakta güçlük çekiyorum" demişti
yanii...ne bileyim...öyle işte
şu an can kedisinin varlığını arıyorum
dip dibe oturup yan gözle dışarıya bakmamız gerekliydi
yağmur güzel de, keşke bu kadar hızlı yağmasaydı
tam ıhlamurların açtığı şu haftada
mahalledeki tüm ağaçlar sözleşmiş gibi aynı anda açtılar
kapımın önündeki ağacı ben ilkokula giderken dikmiştik
iki yıl önce belediyenin görevlilerince öyle bi budama yapıldı ki geçen yıl anca yaprak verebildi
kökünden budasaydınız dediğim sayın görevli "her yıl onu mu kesicez" diye söylendiğinde iyi ki kamyonun kasasındaydı diye şükrediyorum...öyle sinirlenmiştim
dün gece evin pencereleri ardına kadar açıktı
oturduğum yerden kokusunu duyuyordum
sabaha ıhlamur kokusu ile uyanmak güzeldi
bir çift güvercin yine yuva yaptı üzerine
onlar, gecenin geç saatlerine kadar bir dalın üzerinde gelip gideni seyrediyorlar
ben de onları...
sonra yine birlikte yuvalarına geçip uyuyorlar
ama sağ taraftaki hep tetikte....
ne zaman uzatsam başımı camdan dönüp bana bakıyor
bi zarar gelmeyeceğine kanaat getirince de başını diğerinin üzerine koyup, uyuyor
bizim hiç yapamadığımız gibi...
can kedisi yeni bir ritüel geliştirdi
artık beni, baş ucumda duran resmimizi düşürerek uyandırıyor
ilk zamanlarda aklım çıkıyordu o gürültüden
neyse, alıştım artık
en az iki defa onu düşürüp beni uyandırıyor
kalkıyoruz.....evde tur atıyoruz....yine yatıyoruz
sağ alttaki dişi kırıldı
cuma gecesiydi....gözleri yaşlarla geldi oturdu yanıma
o zaman ne olduğunu anlamamıştım
dün fark ettim
artık kuru mamalar ile kesin olarak vedalaştık
eve giderken bahçedeki kediye götürüyorum, bayram ediyor
dışarıya her çıkışımda, anneme yakalanmadan köşeye bir avuç dolusu bırakıyorum
o da önce beni kapıya kadar geçiyor, sonra yiyor
bir tane gri tekir yavrusu oldu
yan bahçede çimlerin arasına atılmış bir rezervuar var, onun içine saklanıyor
öyle tatlı ki....hani eski çok ünlü bir tablo vardır....ağlayan çocuk tablosu
işte o çocuğa benziyor bakışları
çıldırtıyor beni
bu hafta gittiğimde bir ay daha büyümüş olacak
rahatça sevebilirim artık onu
yağmur dindi
albatroslar neşeli sesler çıkartarak kanat çırpıyorlar gökyüzünde
sanırım yağmura seviniyorlar
onların yaşadığı yerleri insanlar zaptedince onlar da bizim yaşadığımız yerlere gelmeye başladılar
yandaki apartmanın çatısında yuvaları var
yavruları oldu sanırım, zaman zaman bağırtıları geliyor
abim her gün onlara su vermeye çıkıyor
önce susuzluklarını gideriyorlar
sonra çılgınlar gibi yıkanıyorlar içinde
insanlardan örnek alıp, komşuları güvercinlere zarar vermesinler de yükseklerde dilediklerince kanat çırpsınlar.
mrym