sen bu karanlık ömrümün içine bir sevinç ışığı gibi, kurumaya yüz tutan ekinlere can veren bir nisan yağmuru gibi birden bire geldin (sabahattin ali)
dört yıl önce, bir gün ani bir kararla sıfırladım hayatımı.
bana hep söylerdi bazı arkadaşlar "dışarıda yaşam var" diye.
ama oradan baktığımda dışarıda bir başka hayat olabileceğine aklım yatmazdı.
kolay mı, yirmi yılı aşkın bir süre hep o masanın arkasındaydım.
bundan başka bir yaşam şekli var mı ki?!!
ve bir gün beni o masaya sıkı sıkıya bağlayan ip koptu.
koparmak kendi kararımdı ama yinede o "yenilmişlik" duygusunu üzerimden uzun süre atamadım.
evimi değiştirdim
yanıma bir kaç kıyafet alıp, eşyalarımı bir depoya kaldırdım.
zeytin topladım
köpeklerimle uzun yürüyüşler yaptım
an geldi kimse ile konuşmadım
akşamdan sabaha
sabahtan akşama uyudum
en güzel doğum günümü kutladım
sabah annem ve babam erkenden kalkmışlar benim için tee 90'lı yılların başında olduğu gibi bir rulo pasta yapmışlardı.
sabah annem ve babam erkenden kalkmışlar benim için tee 90'lı yılların başında olduğu gibi bir rulo pasta yapmışlardı.
yemekler yaptım.
yeni tarifleri denedim yine babamın üzerinde.
yeni tarifleri denedim yine babamın üzerinde.
kendime hırka ördüm.
yıllar önce aldığım, aylarca yemek masamın üzerinde yayılmış halde duran ve sonunda daha fazla tozlanmasın diye toplayıp, kutusuna kaldırdığım yap-bozu bitirdim.
kırlent ördüm...bildiğin kırlent yaa....var mı ötesi.
sonra bir gün sevgili "yigenim" gel dedi.
ve istanbul'a geldim
yıllardır kullanılmayan eski eve...
yeni bir işim oldu.
sabah gidiyorum
bol bol oturuyorum
okuyorum
internette geziyorum
olursa bir kaç yazı kaleme alıp, akibetini takip ediyorum
sonra akşam olunca eve geri geliyorum.
yıllarca kullanılmayan ev, kullanılmayan eşyaların saklandığı bir depoya dönmüş.
gece başımı koyacağım, can kedisiyle paylaşacağım bir yastığımın olmasını yeterliydi benim için.
evi toparlamaya, bir şeyleri değiştirmeye gerek yoktu.
saçma bir kabullenme duygusu hakimdi.
facebook'ta hasret, özlem dolu paylaşımlar.
facebook'ta hasret, özlem dolu paylaşımlar.
youtube'da acıklı şarkılar dinlemeler...
derken bir arkadaşımın cinliği ile seni buldum karşımda.
derken bir arkadaşımın cinliği ile seni buldum karşımda.
kelebeklerimin grevde olduğu o dönemde.
kanat çırpmayı unutan onlar mı yoksa ben miyim diye sormuştum da "sen unutmuşsun" demiştin.
kanat çırpmayı unutan onlar mı yoksa ben miyim diye sormuştum da "sen unutmuşsun" demiştin.
haklıymışsın...unutan benmişim.
sayende hepsi çılgınlar gibi dans edip, dur durak bilmez oldu.
gün, sabaha senden gelen mesajın sesiyle başlar olmuştu.
sokakta telefon elimden düşmüyor, bilgisayar kapanmıyordu
sokakta telefon elimden düşmüyor, bilgisayar kapanmıyordu
olur olmaz şeyden ateş alıp sinirlerimin tavan yapması,
senden haber alamamanın verdiği o tuhaf hissi yaşmak...
senden haber alamamanın verdiği o tuhaf hissi yaşmak...
hep merak ederdim, şu ergenler mesajlaşarak nasıl kavga ediyorlar, kapris yapıyorlar, birbirlerine küsüp, ayrılıp, barışıyorlar diye
seninle öğrendim!
bir zamanlar durmadan çaldığı için kaçtığım telefona neden çalmıyorsun diye trip atar oldum.
seninle öğrendim!
bir zamanlar durmadan çaldığı için kaçtığım telefona neden çalmıyorsun diye trip atar oldum.
ya bildiğin kavga ettim...telefona küstüm....var mı böyle bi şey ?
varmış işte!!
ve nihayet bir gün deniz yeşili gözlerinle tanıştım.
dudağının kenarında o hınzır gülümseme
rüzgarda dağılmış saçların
tınısı bugün bile kulaklarımdan gitmeyen sesinle
seni karşımda bulduğumda
ben,
ne yapacağını bilemez,
heyecandan iki kelimeyi bir araya getiremez,
nefes alamaz,
yutkunamaz,
kalbimin atışını duyacaksın da,
küçük dağları yaratmışcasına ortalıkta dolanan benim karşında nasıl kifayetsiz kaldığımı anlayacaksın diye korkar olmuştum.
şimdilerde;
ve nihayet bir gün deniz yeşili gözlerinle tanıştım.
dudağının kenarında o hınzır gülümseme
rüzgarda dağılmış saçların
tınısı bugün bile kulaklarımdan gitmeyen sesinle
seni karşımda bulduğumda
ben,
ne yapacağını bilemez,
heyecandan iki kelimeyi bir araya getiremez,
nefes alamaz,
yutkunamaz,
kalbimin atışını duyacaksın da,
küçük dağları yaratmışcasına ortalıkta dolanan benim karşında nasıl kifayetsiz kaldığımı anlayacaksın diye korkar olmuştum.
şimdilerde;
sana kırgın olduğumda birlikte gezdiğimiz yerlere gitmemeyi
ya da
seni özlediğimde o yerlere gitmeyi seviyorum
gezdiğim her yerde,
gezdiğim her yerde,
tattığım her yemekte,
okuduğum her kitapta,
seyrettiğim her filmde,
bilgisayarı her açtığımda,
geceleri başucumda,
geceleri başucumda,
gündüzleri yanı başımda hep sen varsın.
aradan geçen onca zamana rağmen bugün bile aynı samimiyet ve içtenlikle söylemeye devam ediyorum
dileğin dileğim, umudun umudum, düşüncen düşüncemdir.
seni seviyorum adam
aradan geçen onca zamana rağmen bugün bile aynı samimiyet ve içtenlikle söylemeye devam ediyorum
dileğin dileğim, umudun umudum, düşüncen düşüncemdir.
seni seviyorum adam
hoş geldin............iyi ki geldin.