18 Mayıs 2015 Pazartesi

çekim kuvveti....

şeytan o tüylerinden birini bile bana bırakmış değil ama enteresan bi çekim kuvvetimin olduğu da bir gerçek......belayı çekme konusunda muktedir bir kişiyim. her ne kadar şikayetçi gibi görünsem de bu halimi sevmiyor da değilim aslında. hayatı eğlenceli kılıyor.

istanbul'a geri dönüş yaptığım ilk günlerdeydi. küçük bir ilçeden gelmiş, henüz avm'lerin çok cazip geldiği zamanlardan birinde, mahalleme yakın bi avm'de oturmuş etrafı seyrederek bir yandan da elimdeki kitabı karıştırırken amerikanvari bir tavırla almış olduğum kahvemi yudumluyorum.

ben böyle romantik komedi tiplemesinde takılırken tepemde biri belirdi. teee eski zamanlarda kalmış eski bir tanıdık :)

söylemesi ayıptır, yeni tablet almış, geçerken beni görmüş, bi merhaba demek istemiş.

daha ben buyur etmeden (ki eski tanıdıklar sınıfında yer alanlar için pek adetim değildir) karşımdaki sandalyeye oturacağına yanıbaşıma çöküverdi.

ya bir insan hiç mi değişmez?

vallahi değişmemiş. yedisinde neyse yetmişinde de o'dur sözünün canlı timsaliydi karşımdaki, pardon yanımdaki adam.  eskiden de kovalaktı....hala da öyle.

neyse...bir yandan elindeki yeni oyuncağını kurcalıyor, bir yandan da teknoloji konusundaki engin bilgi ve tecrübesini ispatlarcasına elindeki aletin teknik özelliklerini sayıyor (ki benim gibi kullanmakta olduğu telefonda aradığı tek özellik elimin içine sığsın diyen kişiye bunları anlatıyor), bir yandan da ufaktan bi yürüme halleri var ama elindekinden gözünü ayıramıyor ki.

şimdi normal şartlar altında; ona orada bir güzelleme yapıp bırakmak gerekirdi dimi...her nasıl olduysa, yapmadım. he valla...yapamadım. zannımca, içtiğim kahve ve içine girdiğim ruh hali beni salon hanımefendisi kişiliğine bürünmeme neden olmuştu. "alışveriş yapmam lazım" diyerek izin isteme yoluna gittim.

aaaa "ben de geleyim, sana yardım ederim" demez mi??

ya arkadaş, sen yıllar öncesinde bile benimle alışverişe çıkabilmiş biri değilsin, ne değişti ki....ama bay tablet, o zamanları unutmuş olacak ki takıldı peşime.

söylemesi ayıptır, o günlerde bir ecnebi bi manken kızımızın reklam filmlerinde oynadığı markanın mağazasına girdim. yanı başımda elimde tabletiyle dolanan kişiden dikkatimi uzaklaştırmaya çalışarak bir kaç parça beğendim. kabinlere gittim. bay tablet de peşim sıra geldi tabii. normal şartlar altında yanınızda biri varsa onun yardım etmesini beklersiniz dimi. yooo....o gayet rahat, orada bulduğu koltuğa çoktaaaan tünemiş, elindeki oyuncağı ile bütünleşmişti bile.

derin bir soluk aldım ve kabine girdim.......aldıklarımdan birini denedim olmadı. allahtan satış danışmanları mağazanın boşluğundan etrafımızda fır dönüyorlardı da hemen yardıma geldiler. olmayanın değiştirmeye gittiler. onları beklerken bir başkasını giydim. beğenmedim. getirileni denedim boyu uzun. bir diğerinin rengini sevmedim. bir başkasının kesimi hoş durmadı. birinin eteği, ötekinin göbeği derken bizim bay tabletten bir yorum geldi.....NETİCEDE Bİ ADRİANA DEĞİLSİN HAYATIM, ZORLAMA!!!!

ya arkadaş, zati sana tilt olmuşum....zati eskiden de sinir olduğum huylarınla kendini zorla yanıbaşıma yamamışsın....ya bi sus dimi?!!!

yemin ederim; zihnimde çınladı, parmak uçlarıma kadar hissettim; NETİCEDE Bİ ADRİANA DEĞİLSİN (ki şu satırları yazarken kulaklarımda çınlama hasıl oldu...niyeyse) .....geriye nasıl döndüm....üzerine nasıl yürüdüm.....o satış danışmanı elindekileri atıp, araya nasıl girdi....satış danışmanına rağmen bay tablet, tabletiyle elimden nasıl kurtuldu da o mağazayı nasıl terk etti....aksiyon filmlerine atraksiyon sahnesi olarak  montajlanacak bir görüntüydü.

tek üzüntüm mağaza sahiplerinden o kadar rica ettim, o anların görüntüsünü bana bi kaydedip vermediler. valla yaa...bu konuda onlara çok kırgınım.

dedim ya, çekim kuvveti.....

1 yorum:

  1. :DD Adriana olmak...olmak istemek... kendin kadar güzelsin işte...:))

    YanıtlaSil